GELECEK YÜZ YILIN SEÇİMLERİ

DEPREM :

Dünyada meydana gelmiş felaketler dikkate alındığında asrın felaketi olarak nitelendirilen ve 11  ilimizi, 500. km2 genişliğindeki bölgede yaşayan 13 milyon insanımızı doğrudan, 80 milyon insanımızı dolaylı olarak etkileyen 6. Şubat’ta meydana gelen depremin yaralarının Devlet- Millet kaynaşması ile sarılmaya çalışıldığı bir dönemde  yapılan seçimler sonrasında seçilen yönetimi bekleyen; imar, inşaat, ekonomik, sosyal, idari vb. onlarca konu sayılabilir.. Bu konuların tamamı hakkında, konunun uzmanları tarafından yıllarca sürecek araştırmalar yapılacak ve araştırma sonuçlarına ait yazılar yayımlanacaktır.Ancak şurası muhakkaktır ki bundan sonra yapılacak olan her konu depremin acı tecrübelerine göre şekillenecektir.

Bu nedenle Devletime aşağıda ki teklifleri sunuyorum:

1.    Deprem her yıl yapılacak etkinliklerle unutturulmalıdır.

2.    Depremde yıkılan binaların , geçmiş dönemlerde ki “ gecekondulaşma “ dönemleri ile ilgisi açıklanarak, yasal mevzuata uygun binaların yapılması bilinci hakim kılınmalıdır.

3.    Yıkılan binaların arazileri “ Millet Parkına “dönüştürülerek, “ anıt mermer levhalara yıkılan binanın adı, ölenlerin isimleri yazılmalıdır.

GELECEK YÜZYILIN SEÇİMLERİ - 14 ve 28 MAYIS 2023

1970 yıllarında ki gençlik dönemlerimden itibaren;  dini-milli-siyasi konuları yakından takip eden ve Turgut Özal ile birlikte bil-fiil siyaset yapmış, AK Parti’den aday adaylığı vesilesi ile uzun yıllardan besi siyasetin içerisinde bulunmam hasebiyle, her seçim döneminde ülkemiz insanının durumunu yansıtan bazı hususları ele almamız gerektiğini düşünüyorum. Hatta bu konuların değişik yönleriyle ilim erbabı tarafından incelenmesi gerektiğine inanıyorum..

Bu seçimler adeta gelecek yüzyılımızı şekillendirecek mahiyette olduğu için bazı tespitleri ve değerlendirmelerimi ; Ülkemizin ve Milletimizin derdini ve tasasını duyan ve vatanı, milleti, din ve devleti için hayırlı işler yapma niyeti ve gayreti içinde olanların neler yapması gerektiği hakkında ki düşüncelerimi okuyucularımızla paylaşmak arzusundayım.

14. Mayıs Seçim sürecine girildiği, propaganda çalışmalarının başladığı süreçte Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı’nın içinde yer alan partilerin seçim vaatlerinin ve propagandalarının temelini oluşturan ana fikirleri topluma anlatılmaya başlandı.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin başını çektiği Cumhur İttifakı propogandasının ANA FİKRİ aşağıda başlıklar halinde özetlenmiştir.

1.      Muhteva olarak ; Milliyetçilik ve dindarlık kapsayan Yerlilik ve Millilik,

2.      Savunma Sanayimiz, teknoloji, ulaşım, sanayi, ihracat ve diğer yatırımlar,

3.      Terörün Ülkemiz gündeminden çıkartılacağı,

4.      Deprem yaralarının sarılmaya başlandığı ve problemlerin bir-iki yıl içerisinde çözüleceği,

5.      Gençler ve kadınlar için yapılanlar ve yapılacak olanlar,

6.      Ekonomik sıkıntılarımızın çözüleceği,

Cumhuriyet Halk Partisi ve Millet İttifakını oluşturanlar ve destekleyen HDP ile yapılan protokol maddeleri ile PKK tarafından geliştirilen propogandanın ANA FİKRİ özetle şunlardır :

1.      Ekonomik kriz, ( enflasyon, döviz vs.)

2.      KYK mağdurlarının af edileceği, görevlerine döneceği ve geçmiş maaşlarının verileceği,

3.      PKK, PYD gibi terör örgütleri ile görüşmeler yoluyla terörün sonlandırılacağı,

4.      Sınır ötesi harekatların durdurulacağı,

5.      PKK ve FETÖ den mahkum edilenlerin, Selahattin Demirtaş ve diğer siyasi mahkumların af edileceği,

6.      LGBT nin yasalaştırılacağı,

7.      Savunma Sanayisine yapılan yatırımların durdurulacağı,

8.      Cumhur ittifakı yanlısı olan iş insanları ve gazetecilerin cezalandırılacağı,

9.      ABD ve Batı ülkeleri ile iyi ilişkiler kurulacağı ve politikalarına uyulacağı,

10.  Rusya ile ilişkilerin sınırlandırılacağı,

11.  Avrupa Birliği Yerel Yönetimler Özerklik şartının yerine getirileceği,

12.  Güçlendirilmiş Parlementer Sisteme geri dönüleceği,

Ayrıca PKK liderleri ile HDP sözcüleri tarafından; “ 100 yıllık rejimi yıkacaklarını, Türkiye’nin 25 bölgeye bölüneceğini “ açıklayarak adeta için silahsız darbe yapacaklarını alenen açıklamışlardır.

Bu yazı seçim sonuçları belli olmadan kaleme alınmaya başlandığından değerlendirmelerimiz iki ihtimal üzerine inşa edilmiştir.

Birinci İhtimal:  Ak Parti ve birlikte olduğu MHP, Yeniden Refah, Büyük Birlik Partisi, Hüda-Par dan oluşan Cumhur ittifakının seçimlerden başarılı çıkması..

İkinci İhtimal: Başta Amerika ve Avrupa Ülkelerinin açıkça desteklediği, CHP, Saadet Partisi ve diğer partilerden oluşan Millet İttifakından oluşan Muhalefetin seçimlerden başarılı çıkması..

Ancak yapılan açıklamalardan CHP ve ortaklarının Milletimiz ile “ Helalleşme “ söylemini içi boş bir iddia olduğu, Milletimizin değerlerine yabancı olduğu, Milli ve Yerli olmadığı, Batının değerlerine teslim olduğu, yapılan açıklamalardan sonra Milletimizle kaynaşmasının mümkün olamayacağı açıktır. Ayrıca yukarıda sıraladığımız açıklamalar, Milletimizin milli duygularının kabarmasına ve tepkisine neden olmuştur. Bu nedenle de Millet ittifakının bu seçimi açık-ara kaybedeceğini tahmin ediyorum.

Millet İttifakının seçimlerden başarılı çıkması halinde ise; ittifaka katılan partilerin imzaladığı ortak protokolde belirtilen ve küresel güçlere verilen sözlerin yerine getirilmesi için aşağıda yazdıklarımızı gerçekleştirecekleri anlaşılmaktadır :

1)     Belediyelere özerklik verilerek federatif bir yönetime geçileceği,

2)     Irak ve Suriye’nin kuzeyinde Kürt devletinin kurulmasının gerçekleştirileceği,

3)     Akdeniz’de elde edilen kazanımların kaybedileceği,

4)     Ekonomimizin Uluslararası finans kurumlarına teslim edileceği,

5)     Türk dünyası ile birlikte kurulan teşkilatların askıya alınacağı,

6)     Doğal Kaynaklarımızın peşkeş çekileceği,

7)     Ve daha birçok icraat ile Türkiye’nin Küresel güçlere teslim edilmesi sağlanmış olacağı anlaşılmaktadır.

Bütün bu“ ihanet planlarını “ gerçekleştirmek için de Tayyip Erdoğan’ın gitmesi gerektiği yazıldı ve söylendi..

Seçimlerden önce; Küresel güçlerin yabancı basın aracılığı ile yaptığı açıklamalar ile, Millet İttifakı tarafından yapılan açıklamalar aynı mahiyette olmuştur.

Ayrıca; HDP Seçim Beyannamesinde yazılan; PKK tarafından yapılan “ 100 yıllık rejimi yıkacağız - seçimlere kadar silah bırakacağız…” gibi açıklamalar ile Millet İttifakı’nın “ Ortak Mutabakatında yazılanlar “ dikkate alınırsa, Ak Partinin seçimlerden başarılı çıkması halinde, seçim sonrasında Küresel güçlerin Türkiye’yi her yönden karıştıracakları anlaşılıyor.

Muhalefet cephesi tarafından yapılan açıklamaların Bana ilginç gelen yönü şudur :

Geçmiş yıllardan itibaren bu seçimlere kadar bu ihanet planları bu kadar açıkça ve yüksek sesle dile getirilmemişti. 14. Mayıs seçimleri vesilesi ile neden bu kadar açıkça dile getirildi ve yabancı yayın organlarında ve sosyal medya mecralarında yayımlandı?

Tahminim şudur :Aldıkları oy kadar bu ihanet planlarına taraftar bulmuş olacaklar ve halk desteğimiz var …diyerek daha ileri adımlar atmaya başlayacaklar..Bu adımlar şunlar olabilir :

A.     PKK’nın Millet İttifakının aldığı oy üzerinden kendilerine pay çıkartarak, Amerika tarafından Suriye’nin kuzeyinde oluşturmak istedikleri DEVLET yapılanması ile bağlantılı olarak Türkiye’de hak iddiasında bulunmak ve bu iddialarını destekleyen Uluslararası platformlarına taşımak.

B.      Kobani ve Güneydoğu’da ki isyan hareketlerini tekrar ve yeniden başlatarak CIAistasyon şefi Paul Henze ve ekonomik tetikçi John Perkins’in açıkladığı planları devreye sokmak. ( Bakınız : Seçimden sonra beklenen tehlikeler )

C.      Bu planların başarıya ulaşması ile birlikte; ambargolar ve baskılarla iktidarın çaresiz bırakılması, federal bir yapı oluşturularak Türkiye’nin bölünmesi, kukla yönetimlerle bölgemizin yönetilmesi ve askeri birlikler konuşlandırılarak desteklenmesi… gibi ihanet planlarını devreye sokmaları muhtemeldir.

Osmanlı’nın son yüzyılından itibaren günümüze kadar “ Şark Meselesi projeleri, SEVR ve NATO anlaşmaları ile Türkiye üzerinde vesayet kurmuş olan ve bu vesayetlerini devam ettirmek isteyen küresel güçler Türkiye seçimlerine müdahale etmek amacı ile işbirliği yaptığı siyasi partiler ve STK lar ile olan ilişkileri tekrar-tekrar açık seçik ortaya çıkmıştır. Bu işbirliği ve ittifakı kısaca “ Haçlı İttifakı “ olarak değerlendirmemiz mümkündür.

Osmanlı’nın son yüzyılından itibaren özelliklede bu seçimlerde küresel güçlerin Türkiye içerisinde işbirliği yaptığı şer ve ihanet cephesinde yer alan kesimler şunlardır :

A.      Küresel güçler tarafından desteklenen-fonlanan bir kısım medya kuruluşlarının sahipleri ve köşe yazarları.

B.      Bazı sivil toplum kuruluşları, meslek teşekkülleri, sendikalar ve liderleri.

C.      Din istismarı ile şahsi güç peşinde olan bazı cemaat ve tarikatlar ile basiretsiz dindarlar.

D.     Oligarşik bürokrasinin mensubu olan, AK Parti iktidarlarında yüksek görevler verilen ve bilahare görevden alınan veya görev verilmeyen bürokratlar.

E.      Dış güçlerle ekonomik bağlar oluşturarak maddi varlıklarımızı sömüren, ekonomik vesayet grupları,

F.       Siyasi vesayet ve statüko taraftarları ile mevcut statükodan nemalanan menfaatçi ve işbirlikçi gruplar.

G.     Vesayet ve pozisyonlarını kaybetmek istemeyenler.

H.     Hukukun üstünlüğüne karşı olanlar ve hukuki kargaşadan nemalanan hukuki vesayet taraftarları.

İ.        Partilerin içerisinde şahsi ikbalinden ümidini keserek, partisinden ayrılankifayetli veya kifayetsiz muhterisler.

J.        Türk ve Müslüman kimliği ile ; STK ve dini grupların içerisine sızmış olan “ Kripto “şahıslar.

K.        FETÖ mahkumları ve yakınları.

SEÇİMDEN SONRA ÜLKEMİZİ VE DEVLETİMİZİ BEKLEYEN TEHLİKELER :

Adeta MİLLİ BEKAMIZIN oylanacağı bu seçim sonrasında Emperyalist Küresel güçler tarafından ülkemize kurulan tuzakları açıklamaya çalışacağım.

Türkiye üzerinde vesayet kurmuş olan devletler ve uzantısı olan güçler 21 yıllık AK PARTİ iktidarları döneminde düzenledikleri ekonomik, siyasi baskılar, güneydoğu illerimizde düzenledikleri isyan hareketleri ve nihayet 15.Temmuz’da uğradıkları hezimet üzerine 14. Mayıs 2023 seçimlerinde ve sonrasında uygulayacakları stratejiyi ortaya koymuşlardır.

 

Bu strateji SİLAHSIZ DARBE prosedürü olup, yıllar önce planlanarak bu seçimlerde ve seçimler sonrasında uygulamaya koyacaklardır.

Türkiye’yi “ yola getirmek “ içinCIAistasyon şefiPaul Henze bakın ne diyor ?

“….temel bir düzenlemenin (federasyonlaştırmanın) yapılabilmesi için 20. yüzyılın sonunda Türkiye’nin içine sürüklendiği bunalımın daha (da) kötüleşmesi gerekecektir."

John Perkins ? “ Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları “ adlı kitabında yazdıkları 1950  sonrasıTürkiye’deuyguladıkların özeti gibi.

 

Biz ekonomik tetikçiler,önce doğal kaynakları zengin , stratejik konumları önemli ülkeleri tespit ederiz.

O ülkeye Dünya Bankası ya da kardeş kurumlardan bir kredi ayarlarız.

Ayarlanan kredi asla o ülkenin hazinesine gitmez. O ülkede ‘proje’ yapan bizim şirketlerimizin kasasına girer.

 

Enerji santralleri, sanayi alanları, limanlar yapılır. Bizim şirketlerimiz kazanır. O ülkedeki birileri de nemalandırılır. Toplum bu düzenekten hiçbir şey kazanmaz. Ama ülke büyük bir borcun altına sokulmuş olur. Bu o kadar büyük bir borçtur ki ödenmesi imkansızdır. Plan böyle işler...

Sonunda ekonomik danışmanlar/tetikçiler olarak gider onlara deriz ki: “ Bize büyük borcunuz var. Ödeyemiyorsunuz. O zaman petrolünüzü satın, doğal gazı bize verin, askeri üslerimize yer gösterin! Askerlerinizi birliklerimize destek olmaları için savaştığımız bölgelere gönderin, Birleşmiş Milletlerde bizim için oy verin! Elektrik, su, kanalizasyon sistemlerinizi özelleştirin! Onları Amerikan şirketlerine ya da diğer çok uluslu şirketlere satın! “

Sosyal hizmetleri, teknik sistemleri, eğitim kurumlarını, sağlık kurumlarını hatta adli sistemleri ele geçiririz Bu, ikili üçlü dörtlü bir darbeler serisidir.

Yukarıda açıklamaya çalıştığımız “ işbirlikçiler “ ile “ ikili üçlü dörtlü darbeler serisini” gerçekleştirebilmek için uygulayacakları stratejinin ana hatları özetle şunlardır:

1.    İktidara karşı Türkiye içerisinde ‘’ güçlü bir direniş hareketi’’ başlatılabilmesi için; inandırılan guruplardan “ eylemci örgütler “ oluşturarak ‘’sivil itaatsizlik ‘’ teşvik edilmek suretiyle psikolojik olarak planlanan “ DARBE’’ için Ülkeyi hazırlayabilirler.

2.    Ülkenin ekonomisi tamamen ele geçirildikten sonra devleti devlet yapan tüm temel kurumlarına (  Siyasetine, ordusuna, polisine, yargısına, eğitim sağlık sistemlerine ) sızılarak, yavaşça ele geçirilerek zaman içinde işlevsiz hale getirilerek bu kurumlar yavaş-yavaş paramparça edilerek Ülkemizi yönetilemez hale getirmek isteyeceklerdir.

3.    Ülkenin siyasileri Beyaz Saray'a, Genelkurmay'ı NATO’ya, ekonomisi Dünya Bankası'na bağlanır.

4.    Milli duygu ve düşünceler bozulur, millet içine “ halkların özgürlüğü “ tohumlanır, “ kendi kaderini tayin hakkı “ isteyen halklar ortalığı kasıp kavurur.

5.    Belediyeler sanki artık o ülkenin değil, Avrupa’nın Amerika’nın belediyeleridir. Küreselcilere bağımlı olarak çalışırlar.

6.    Ülkenin medyası kendi taraftarlarıdır… İsrail ve ABD istihbaratı yardımcılarıdır.

7.    Toplumun FAY HATLARI harekete geçirilerek düşünce-etnik-siyasi farklılıklar körüklenerek birbirlerine güvensizlik ve husumetlerini artırarak kaos ve kargaşa çıkartabilirler ve hatta terör eylemleri yapabilirler.

 

Henze’nin dediği gibi, ‘bunalım koyulaştıkça’, sokak çatışmaları artacak, güvenlik güçleri kan kaybedecek, yapayalnız, çaresiz, işsiz aşsız bırakılmış halk galeyana gelecektir.

 

Eşzamanlı olarak etnik ve dini gruplar kışkırtılır. Olaylar peş peşe hızla geliştirilir, sokaklar kan gölüne dönünce Toplum; kargaşa ve kaostan ‘’ yabancı güçlerin yardım ve desteği ‘’ ile çıkmanın mümkün olabileceğine inandırılması için iç ve dış medyada ‘’psikolojik harekat ’’ başlatılabilir.

Psikolojik harekat ile toplum “ İşgale Hazır “ hale getirilince; Dış güçlere bağlı olan işbirlikçiler;

“ TSK, Türkiye Cumhuriyetini koruyup kollama görevinden istifa etsin! “

“ NATO gelsin! BM Barış Gücü nerde? “diye medya organlarında yüksek sesle konuşmaya başlarlar.

Hazır kuvvet bekleyen yabancı askeri birlikler ülkeyi “ kurtarmaya “ !!!! gelirler. İşbirlikçiler ellerinde bayraklarla yabancı askerlere selam dururlar..

Ülkede sesi çıkan kanaat önderleri, komutanlar, gazeteciler içeri tıkılmıştır, susturulmuşlardır. Ordu alenen tasfiye edilmektedir. Hukuk rafa kaldırılmıştır.

NELER YAPMALIYIZ ?

Gerek seçim döneminde, gerekse seçim sonrasında kimlerin; Türkiye tarafında, yerli ve milli olduğu, kimlerin yerli ve milli olmadığı ayan beyan ortaya çıktığı, bir süreçten geçiyoruz.

Bu itibarla önümüzdeki dönemde yapılması gereken hususlar hakkında ki görüşlerimiz şunlardır:

Seçim sonuçları itibariyle vatanperver-milli ve yerli olan, bağımsız düşünebilen bu milletin milli ve dini değerlerine bağlı olan öz evlatlarına önemli görevler düşmektedir. Bu görevleri şöyle özetleyebiliriz :

AK PARTİ’NİN YAPMASI GEREKENLER :

1.      Cumhur İttifakı seçimi kazansa bile önümüzdeki yıllarda kırgın ve küskün kesimlerin gönlünü alarak umutlarının yeşermesini sağlamalıdır.

2.      Alınan oylar ne kadar yüksek olursa olsun , 21 yıllık süre içerisinde yapılan yanlış icraatların onaylandığı anlamında olmadığı, verilen desteğin yapılan yanlışlıkların düzeltileceğine dair UMUT taşıdığı…anlamında olduğunu değerlendiriyorum.

3.      AK PARTİ ve TAYYİP ERDOĞAN TARAFTARLARI ile KARŞI OLANLAR şeklindeki cepheleşmenin yumuşatılması ve zamanla bitirilmesi ve böylece Tayyip Erdoğan üzerinden DEVLET-MİLLET düşmanlığı yapanlara fırsat verilmemesi ve insanların bu gafletinden kurtarılmaları gerekmektedir.

4.      Her türlü IRK-DİN-DİL-DÜŞÜNCE ihtilafının sebepleri ortadan kaldırılmalı ve Millet-Devlet kaynaşması için projelerini hazırlamalı, hazırlayanlar desteklenmelidir.

5.      İktidar kendi içindeki farklı gruplarla uzlaşma içerisinde ilmi çalışmalar yapmalı, toplantılar düzenlemeli, anketler yaparak milletin görüşleri alınmalı ve politikalarını buna göre geliştirmelidir.

6.      STK ve Cemaat mensuplarında “ Cihat ve Emri bil-maruf “ruhunun geliştirilmesi, tevhide inancına davetin yaygınlaştırılması, fitne- kıtal- şekavet- fesat – ahlaksızlık ve bozgunculuk ile mücadele edilmesinin sağlanması,

7.      Menfaat odaklı çalışmayan,  toplum yararına çalışan STK ve Cemaatler desteklenmeli ve aralarında işbirliği ortamının geliştirilmesi için düzenlemeler yapılmalıdır.

8.      Türkiye’nin MADDİ ve MANEVİ Kalkınması ve gelişmesi için projelerini hazırlamalı ve uygulama planları geliştirmelidir. Bunun için insan-sermaye-enerji-hammadde vs. kaynakların teminini planlamalıdır.

 

 

DEVLET YÖNETİMİNDE YAPILMASI GEREKENLER :

1.     Yeni Türkiye’nin 100 yıllık Vizyon ve Misyonu belirlenerek buna uygun hedefler ve stratejiler geliştirmelidir.

2.    Kanaatimce ileride daha kapsamlı bir değişikliğe zemin oluşturmak için sınırlı maddeleri değiştirilmiş olan Anayasa’nın aksayan yönlerinin düzeltilmesi ve 1980 Darbe Anayasasının kalıntılarını kaldırmak için daha kapsamlı bir değişiklik yapılması gerektiğine inanıyoruz.

3.    Toplumsal ve siyasi uzlaşma ile değiştirilen Anayasa maddelerine ‘’Uyum Yasaları’’ bir an önce çıkartılmalı, böylece Anayasa değişikliğinde muğlak kalan hususlar kanunlarla netleştirilmelidir.

4.   Bugüne kadarki MUHALEFET BOŞLUĞU bundan sonra devam etmemelidir. Bu boşluğun kaynağı “ Parlamenter sistemdir.” Çünkü Parlementer Sistem bir-çok partinin birbirine ‘’muhalefeti ‘’ üzerine kurgulanmıştır. Bu sistem YENİ LİDERLERİN çıkmasını engellemektedir.

Muhalefet ; Başkanlık sistemini kabullenmediği için yeni liderler çıkaramamaktadırlar.

Başkanlık Sisteminde ittifaklarla oluşan ikili sistem gereği tek liderin yeterli olmayacağı görülmektedir.

İttifakları oluşturacak ve uyum içerisinde yönetecek İKİNCİ bir liderin ortaya çıkması, ittifaklar sistemin işlemesi için önemli hale gelmiştir.

Bu nedenle çıkarılacak ‘’ Uyum Yasları ile ikinci liderliğin’’ oluşmasına zemin hazırlamalıdır. Aksi halde TEK liderin belirlediği ve atamasını yaptığı EMANETÇİLER ortaya çıkacaktır. CHP gibi köklü gelenekleri olan partinin LİDER çıkartamadığı ve emanetçi olarak KILIÇTAROĞLUNUN Genel Başkanlığa getirildiği unutulmamalıdır.

5.    Devlet’in; Merhamet-şefkat- affedici olması, FETÖ ihanet şebekesi ile doğrudan ilişkisi bulunmayan, ancak bir şekilde bulaşmış olanların durumlarının yeniden değerlendirilmesi ve topluma kazandırılması sağlanmalıdır.

6.   Tarikat ve cemaatlerin İslam dışı faaliyet ve düşüncelerin yaygınlaşmasını engellemek için “ Meşihat Başkanlığı “ kurulmalıdır.

7.    Zekat–Fitre ve İnfak toplama ve dağıtımı için “ Zekat- Hayır “ kurumu kurulmalı ve istismar kapısı kapatılmalıdır.

8.   Milli ve Yerli kavramının tam olarak uygulanması için ;Her türlü vesayet odakları ( Asker-bürokrasi-hukuk-sendika-medya-meslek teşekkülleri-cemaat-tarikat-siyasi-dış kaynaklı) ve Kripto şahıslar ile işbirlikçileri Devlet içinden tamamen temizlenmeli ve yeni vesayet odakları oluşması engellenmelidir.

9.   İslami anlamda; İnsan hakları kapsamında adaletin tesisini tam anlamıyla sağlamalıyız. Her türlü kayırmacılığı ve haksız kazancı ortadan kaldırmalı, emanet ehline verilmelidir.

10. Kamu görevlileri ile ilgili yapılması gerekenler :

A.      Görevin etkin bir şekilde yerine getirilmesi için hizmet bilinci geliştirilmeli,

B.      Halka hizmetin, Hakka hizmet olduğu bilinci geliştirilmelidir.

C.      Bürokrasinin Amaç ve Misyona bağlılığı ve Hizmet standartlarına uyması sağlanmalıdır.

D.     Kurumlar arası, hizmet veren ve hizmet alanlar arasındaki “ çıkar çatışmasından “ kaçınmalı ve çatışma noktaları ortadan kaldırılmalıdır.

E.      Vatandaşa karşı dürüst, tarafsız nezaket ve saygılı davranarak, saygınlık ve güven duygusu verilmeli, Devletine güvenmesi sağlanmalıdır.

F.       Kamu kaynaklarının şahsi amaçlar için kullanımı önlenmeli, savurganlıktan kaçınmaları, yetkilerin hediye alma ve menfaat sağlamak amacıyla kullanılmaması için etkin denetimler yapılmalıdır.

G.     Vatandaşın Yetkili makamlara bildirimi kolaylaştırılmalıdır.

H.     Bağlayıcı açıklamalar ve gerçek dışı beyanlardan kaçınmalı, Vatandaş aldatılmamalıdır.

İ.        Vatandaşa bilgi verme ,saydamlık ve katılımcılık sağlanmalıdır.

J.        Yöneticilerin hesap verme zorunluluğu sağlanmalıdır.

K.      Kamu görevlilerinin Mal bildiriminde bulunmaları etkinleştirilmelidir.

 

TOPLUM YAPISI İÇİN YAPILMASI GEREKENLER :

1.    Milli ve Yerli olanların mutlak manada el-ele vermeleri, işbirliği içinde olmalı, işbirliği kültürünü geliştirmeleri gerekmektedir.

2.    Cemaat-Tarikat ve STK larla olan bağlılığımız ve prensiplerimiz, Vatana - Devlete ve Dinimize bağlılığımızın ve kurallarımızın önüne geçmemelidir.

3.    STK ların içine sızan; Kripto şahısları ve İşbirlikçilerin temizlemeleri gerekmektedir,

4.    Farklı görüşlere dikkat etmeli, değer verilmeli, kimse ötekileştirilmemelidir. Her şeyden önce toplumda UZLAŞMA KÜLTÜRÜNÜN yerleşmesini sağlamak gerekmektedir. Artık ihtilaf kültürü yerine İTTİFAK KÜLTÜRÜ geliştirilmelidir.

5.    Menfaat gruplarının etkisinde olmayan, her bir uzmanlık alanında ŞURA ( İstişare ) heyetleri oluşturulmalıdır.

6.    Başka ülkelerin işgali altında yaşamak istemeyen HERKES ; başta samimi dindar, solcu, Türkçü kanaat önderleri bir araya gelmeli, konferanslar, kongreler, düzenlemelidir. Bunlar, parti tabelaları altında değil, her kentte bağımsız platformlarda yapılmalıdır. Ve bu faaliyet, çok daha geniş bir gelecek düşüncesiyle planlanmalıdır.

7.    Milli ve Dini şuur geliştirilmeli, ABD-İngiltere-İsrail (Siyonizm)-AB ve üye ülkelerine karşı CİHAD ruhu daima canlı tutulmalıdır. Bunun için STK ve mensuplarınınMilli ve Dini şuur ile yetiştirilmeleri sağlanmalıdır.

8.    Yukarıda maddeler halinde sıralamaya çalıştığım Gayr-ı Milli olanlarla her türlü işbirliğimizde son derece dikkatli olmalıyız, güvenmemeliyiz ve işbirliği yapmamalıyız… ( Bu konudaki İlahi emirler yazımızın son söz bölümünde verilmiştir. )

 

  SON SÖZ

Bizleri, yoktan var eden, bugünümüzü ve yarınımızı belirleyen Cenab-ı Hakkın konumuz ile ilgili ayetleri ile yazımı sonlandırmak istiyorum.

Bismillahir-Rahmani-Rahim :

2 / BAKARA

8 :  İnsanlardan bazıları da vardır ki inanmadıkları halde “Allah’a ve âhiret gününe inandık” derler.

9 : Akıllarınca Allah’ı ve iman edenleri aldatmaya kalkışıyorlar; hâlbuki onlar farkında olmadan yalnızca kendilerini aldatmış oluyorlar.

11: Onlara “Yeryüzünde düzeni bozmayın” denildiğinde, “Hayır, biz yalnızca ıslah edenleriz” derler.

205 : Hâkimiyeti ele aldığında ise ülkede bozgunculuk çıkarıp ürünleri ve nesilleri yok etmeye çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez.

 

3 / AL-İ İMRAN:

118 : Ey iman edenler! Sizden olmayanları sırdaş edinmeyin, onlar size kötülük yapmaktan geri durmazlar, sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların ağızlarından nefret taşmaktadır; kalplerinin gizlediği ise daha büyüktür. Gerçekten size delilleri açıklamışızdır, eğer düşünüyorsanız!

119 : Size gelince, bakın siz onları seviyorsunuz, ama onlar sizi sevmiyorlar. Siz kitabın tamamına inanıyorsunuz; onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” diyorlar; yalnız kaldıklarında ise size karşı öfkelerinden parmaklarını ısırıyorlar. De ki: “Öfkenizden çatlayın!” Şüphesiz Allah kalplerde olanı bilmektedir.


120 : Size bir iyilik gelirse bu onları üzer, ama başınıza bir kötülük gelse buna sevinirler. Eğer sabreder ve sakınırsanız, onların tuzağı size hiçbir zarar vermez. Allah onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.

 

Sadakallah’ül Azim

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M. Vehbi NAZIRLI - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Atoom Medya Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Atoom Medya hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Atoom Medya editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Atoom Medya değil haberi geçen ajanstır.