Bugun...
ERMENİNİN GÜVENDİĞİ ÜST AKIL KİM ? ! ( 1 )


Av. Kemal Çelebi
ajans23@ajans23.com
 
 

facebook-paylas
Tarih: 03-10-2020 14:56

Azerbaycan-Ermenistan anlaşmazlığının önemli bir parçası olan Karabağ’da zaman zaman yoğunlaşan çatışmalar yaşansa da, 12 Temmuz’da Ermenistan’ın Karabağ dışında, Azerbaycan için stratejik önem taşıyan Tovuz’a saldırması gözleri yeniden Kafkasya’ya çevirdi.

Bu saldırının arkasındaki nedenleri ve alabileceği boyutları anlayabilmek için önce, kısaca sürecin dinamiklerine bakmakta ve hatırlamakta fayda var.

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) dağılma sürecinde Ermeniler, fırsatı kaçırmak istemeyerek 1900’lerin başından beri hak iddia ettikleri Azerbaycan’ın bir bölgesi olan Karabağ’ı ele geçirmeye kalkışmışlardı.

Zira Sovyet yönetimi 1923’te aldığı bir kararla Azerbaycan’a bağlı Karabağ Özerk Vilayeti’ni tesis ederek planlı ve kasıtlı şekilde bölgenin Türklerin elinden çıkmasının altyapısını oluşturmuş, bölgenin demografisini değiştirmiş ve dünyanın farklı coğrafyalarından getirilen Ermenileri Karabağ’a yerleştirmişti.

Şubat 1988’de Karabağ’daki Ermeni çeteleri iki Azerbaycanlı genci öldürerek aktif çatışmaların ateşini yaktılar. Ardından bölgedeki Sovyet ordusu ile SSCB’nin dağılmasından sonra Rusya’dan destek alan Ermeniler, Karabağ ve etrafındaki yedi bölgeyi işgal ettiler.

Böylece Mayıs 1994’te taraflar arasında ateşkes sağlanıncaya kadar Azerbaycan topraklarının %20’si işgal edilmiş oldu.

1994 ateşkesinden 2016’ya kadar Karabağ’da zaman zaman lokal çatışmalar yaşanırken bir yandan da Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Fransa ve Rusya eş başkanlığında tesis edilen Avrupa Güvenlik ve İş birliği Teşkilatı (AGİT) Minsk grubu mevcut statükonun korunmasından başka bir işe yaramayan diplomatik bazı girişimlerde bulundu.

Nisan 2016’da ise dengeler değişti; Karabağ’da tarihe “Dört Gün Savaşı” diye geçen büyük çatışmalar meydana geldi. Azerbaycan ordusu 22 yıl aradan sonra önemli mevkiler ele geçirerek Ermenistan kadar onu gizli şekilde destekleyenlere de adeta bir ders verdi.

Dört günlük savaş Azerbaycan toplumu ve ordusunda büyük sevince neden olurken, Ermenistan manevi, maddi ve psikolojik bir travma sürecine girdi.

Çatışmalar Rusya’nın baskısı ile durdu. Ancak akabinde Ermenistan siyasetinde yenilginin “suçluları” aranmaya başlandı.

Özellikle 2018 yılında başbakan olan Nikol Paşinyan’ın, yenilgiyi bahane ederek onlarca asker, siyasetçi ve sivili sorgulamaya tabi tutarak hapse attırması ülke üzerinde büyük güçlerin hesaplaşmalarını ortaya çıkarttı.

Nikol Paşinyan Mayıs 2018’de iktidara geldikten sonra ABD ve Batı eksenli siyasi bir yol seçti ve Rusya’nın sinir uçlarına dokunmaya başladı. İktidarının ilk günlerinden itibaren Rusya’ya bağımlılığı azaltmak için harekete geçti.

Özellikle Batı’dan sağladığı maddi ve manevi destekle ülke içindeki Rusya yanlısı siyasileri ve grupları sıkıştırmaya girişti.

Bu kapsamda eski cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’ı hapse attırdı.

Gerçi Koçaryan sonradan Rusya’daki Ermenilerin topladığı para karşılığı serbest bırakıldı ama Koçaryan örneğindeki gibi Karabağ Ermenilerinin sıkıştırılmasına devam edildi.

Aynı süreçte ülkedeki Rus iş adamlarına da sorunlar çıkarılırken, Rusya’nın itirazlarına rağmen 2002’de Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Beyaz Rusya ve Ermenistan arasında kurulan askeri ittifak olan Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) genel sekreteri Yuriy Haçaturov da tutuklandı.

O da sonradan serbest kaldı.

Lakin Paşinyan’ın iktidarının ilk döneminde yaptığı Rusya karşıtı siyasi baskı fiyaskoyla sonuçlandı.

Zira Rusya’nın ülkede bulunan etkili isimleri ona karşı güç birliği yaptıkları gibi Rusya da doğalgaz kozunu kullanarak Paşinyan’ı sıkıştırdı.

Zor duruma düşen Paşinyan, Batı’dan da beklediği desteği yeteri kadar sağlayamadı.

Her ne kadar Paşinyan son dönemde Rusya ile ilişkilerde hassas davranmaya ve gerginliği azaltmaya gayret etse de, Rusya onunla değil, daha çok mevcut Ermenistan Cumhurbaşkanı Armen Sarkisyan üzerinden ilişkileri yürütmeye başladı. Rusya siyasetini okumayı bilenler gayet iyi bilir ki, Paşinyan bundan sonra ne yaparsa yapsın Rusya onun yaptıklarını unutmayacaktır ve “sarsıcı” darbesini indirmek için fırsat arayacaktır.

Bugüne kadar Karabağ dışında pek yoğun çatışmalar yaşandığı görülmemişti.

Gerçi bu yılın başlarında zaman zaman Ermenistan-Azerbaycan sınırındaki Kazak bölgesinde ateşkes bozulmalarına şahit olunmuş, lakin o olaylar büyük çaplı operasyona dönüşmemiş, mahallî kalmıştı. Akabinde araya giren Koronavirüs tehdidi sonrasında durum sakinleşmişti.

Oysa 12 Temmuz’da Ermeni ordusunun başlattığı saldırı, 2016’dan sonra meydana gelen en şiddetli çatışma olarak kayıtlara geçti. Üstelik taraflar arasında sorunun başladığı 1988’den bu yana çatışmanın Azerbaycan-Ermenistan sınırında yaşanması bir anda dünyanın dikkatini çekti. Lakin saldırının yapıldığı Tovuz diğer sebeplerle de dikkat çeken bir bölge.

O sebeplerden ilki, Tovuz’un bölgenin en mühim enerji projelerine ev sahipliği yapması olarak kabul edilebilir. Bilindiği gibi, Ermeni saldırısı beklentinin aksine Karabağ’ın kuzeyindeki enerji hatlarının geçtiği Tovuz’dan yapıldı. Tovuz, Azerbaycan’ı siyasi ve ekonomik açıdan batıya açan kapı, ülkenin en önemli uluslararası petrol ve doğalgaz hatları ile karayolları oradan geçer.

Nitekim Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol hattı, TANAP’ın başlangıcı olan Güney Kafkasya doğalgaz hattı, Bakü- Tiflis- Kars demiryolu hattı ve Bakü-Gürcistan karayolu gibi önemli projelerin geçiş güzergahı olan Tovuz’a saldırı, Azerbaycan’ın can damarına olduğu gibi, projelerde payı olan diğer devletlerin de çıkarlarına saldırmak anlamına geldi. O nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan, saldırıyı “Ermenistan’ın çapını aşan” bir olay olarak değerlendirdi.

Anlaşılan, Ermenistan ve arkasındaki güçler, saldırı bölgesini rast gele seçmediler. Özellikle son zamanlarda Türkiye’nin Suriye ve Kuzey Afrika’da artan etkinliğine paralel olarak Azerbaycan ile askeri-mali işbirliği anlaşması yapması ve iki ülkenin askeri tatbikatlara ilgi göstermesi, Ermenistan’ı gizlice destekleyen güçlerin hoşuna gitmeyen hususlar oldu.

Diğer yandan Türkiye’nin doğalgaz payında Azerbaycan’ın giderek diğer rakiplerini geçmesi gibi hususlar Ermenistan’ın arkasındaki güçleri daha fazla rahatsız etti. Bu ihtimal, Ermenistan Savunma Bakanlığı yetkilisi tarafından yapılan bir açıklama ile adeta teyit edilmiş durumda. Zira projelerde taraf olan devlet ve şirketlerin rahat olması gerektiğinin altı çizilen açıklama ile projelerin Ermenistan’ın eline geçmesi halinde Azerbaycan’dan daha iyi koruma sağlanacağı vurgulandı ve böylece çatışmalar için neden Tovuz’un seçildiğine dair şüpheler de kuvvetlendi.

Ancak Tovuz’un seçilmesi sadece enerji hatları ile ilgili olmasa gerek. Zira Ermeniler Kuzey Karabağ diye adlandırdıkları bölgeye hak iddia ediyorlar. Görüşmek Dileğiyle ….



Bu yazı 2268 defa okunmuştur.

YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
Henüz anket oluşturulmamış.
YUKARI