Bugun...
AZERİ ERMENİ MESELESİ


Av. Kemal Çelebi
ajans23@ajans23.com
 
 

facebook-paylas
Tarih: 18-07-2020 16:11

Üzerinden 20 seneyi aşkın bir süre geçmesine rağmen çözüme kavuşamayan Ermenistan-Azerbaycan çatışmasının ne zaman çözüleceği belirsizliğini sürdürmektedir.

Ateşkesin sağlanmasına rağmen Azerbaycan topraklarının %20’si Ermenistan’ın işgali altındadır.

Çatışan taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığından sorunun barışçı yollarla çözümü AGİT üyesi devletlere havale edilmiştir.

Minsk Grubu’nun girişimiyle çözüm bulma çabalarına hız verilmiş ancak 1994 senesinden beri devam eden barış görüşmelerine rağmen nihai aşamaya varılamamıştır.

İlgili devletler ve AGİT’in Minsk Grubu sorunun yalnız çatışan taraflar arasında ve barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğini vurgulamaktadırlar.

Bu makalede Ermenistan-Azerbaycan çatışmasının çözüme kavuşamamasındaki önemli etkenler, Rusya faktörü, Batı’nın çifte standartlar politikası ve Ermenistan devleti toprakları olarak belirlenmiştir.

Bu etkenlere bağlı olarak problemin çözümü çeşitli şekillerde gerçekleşebilecektir.

 Azerbaycan Ermenistan çatışması kökü derinlere inan, geçmişi uzun, bugü- nü karışık, geleceği belirsiz olan bir sorundur.

Sorunun ortaya çıktığı günden bugüne çözüm için bir çok denemede bulunulsa da başarısızlıkla sonuçlanmıştır ve yakın gelecekte de çözüm beklenmemektedir.

Azerbaycan çözüm için uygun statejik ortamı beklemek zorundadır.

Uygun stratejik ortamın ne zaman veya hangi şartlarda oluşabilmeği hususunu aşağıdaki gibi analiz etmek mümkündür.

Azerbaycan öncelikle askeri eğitimini tamamlamalı, uzun süreli savaşa tam hazır, uzun süreli ekonomik ve politik yaptırımlara dayanabilecek güçte olmalıdır.

Hesaba katılması gereken durum dış güçlerin müdahalesidir.

Yani burada Rusya ve Batı faktörü göz ardı edilmemelidir.

Zira çatışma gerçekten Ermenistan-Azerbaycan savaşı olsaydı, Azerbaycan tarafı bizzat kendisi bu sorunu çözebilirdi.

Ancak sorun bugün bölgede menfaati bulunan devletlerce de müdahale edilir bir duruma gelmiştir.

Bu nedenle de çözüm için etkin faktörlerin dikkate alınması zorunludur.

Uygun stratejik ortamın oluşmasını sağlayacak ikinci etken Rusya’nın bölgesel güç konumunun tamamen zayıflamasıdır.

Rus ordusunun zayıflığı konusunda çok şey söylenmiş ve yazılmıştır.

Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonraki dönem için söylenenlerin doğru olduğu düşünülebilir.

Ancak özellikle Putin sonrası dönemde Rusya’nın zayıflamadığı, hatta güçlendiği bir gerçektir.

Post-Sovyet alanında ortaya çıkan bütün çatışmaların anahtarını elinde bulunduran Rusya, Ermenistan-Azerbaycan çatışmasında da kilit konuma sahiptir.

Uygun stratejik ortama etki edecek bir diğer etken, Rusya gibi İran’ın da bölgesel güç konumunu kaybetmesidir.

İran Orta Doğu ülkeleriyle karşılaştırıldığında oldukça güçlü bir devlet gibi görünse de, kendi içinde bir çok sorunlara sahiptir.

49 Bu sorunlar içinde etnik problem en önemlisidir.

Bugün Güney Azerbaycan sorunun en önemli parçası haline gelmiştir.

İslam Dünyası’nın halklarından biri olan Azerbaycan halkının Şii olması ve onunla tarihi ve kültürel yakınlıkları olmasına rağmen İran Ermenistan’ın, Azerbaycan’a karşı askeri harekatını üstü kapalı şekilde desteklemiş ve bölgede kendisine stratejik partner olarak Ermenistan’a büyük üstünlük vermiştir.

İran-Ermenistan ilişkilerini stratejik ittifaka götüren faktörler içerisinde Güney Azerbaycan ve Dağlık Karabağ sorununun ayrı bir yeri vardır.

Dağlık Karabağ sorununun devam etmesi İran’ın çıkarları için en uygun durumdur.

İran’ın çıkarlarına uygun olarak Azerbaycan topraklarını işgal altında tutan Ermenistan İran’ın kuzeyini Azerbaycan’ın etkisinden koruyan bir etkendir.

Dünyanın en önemli stratejistlerinden Zbigniew Brzezinski’ye göre, “eğer Azerbaycan istikrarlı bir siyasal ve ekonomik gelişmede başarılı olursa İranlı Azeriler, daha fazla büyük bir Azerbaycan düşüncesine bağlanacaklardır”.50 Dolayısıyla Ermenistan - Azerbaycan çatışmasının çözümüne giden yol Güney Azerbaycan’dan başlar.

Doğal olarak bu düşüncenin önüne geçmek isteyen İran, Ermenistan’la ilişkilerini artırmakta ve Müslüman bir devletin – Azerbaycan’ın zayıf kalmasını kendi açısından yaşam kaynağı olarak değerlendirmektedir.

Uygun stratejik ortamı sağlayabilecek etkenlerden bir diğeri, Ermenistan’ın gittikçe artan ekonomik sıkıntılarından kurtulmak için Azerbaycan’la anlaş- maya varmak zorunda kalmasıdır.

Bunun için Ermenistan’ın kendini tamamen Rusya’dan kurtarması zorunludur.

Ermenistan’ın Rusya’ya ekonomik açıdan gittikçe artan bağımlılığı Moskova’nın Erivan’ın diğer devletlerle ilişkilerindeki gelişim temposunu istediği şekilde yönlendirmesine olanak sağlamıştır.

Özellikle 2003 yılında Rusya’nın borçlarını ödemesi talebinde bulunması sonucu Ermenistan kendi ekonomisinin stratejik önem taşıyan işletmelerini borç karşılığında Rusya’ya devretmiştir.

51 Bu durum da Ermenistan’ın Rusya’dan kurtulmasının son derece zor olduğunu göstermektedir. Ermenistan’ın ekonomik olarak nefes almasını sağlayan yegane devletin İran olduğu bir gerçektir. Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan İran’ın Erivan için önemini şu şekilde açıklamaktadır: “İran Ermenistan için çok önemli stratejik bir ülkedir. Yüzyıllardır samimi komşuluk ilişkileri içerisindeyiz. Di- ğer sebepler de vardır.

İran bizim için dış dünyaya açılan kapı konumundaki iki ülkeden biridir.

İran’ın yaptırımlara uğraması Ermenistan’ın nefes aldığı borunun gittikçe daralması anlamına gelir”.

52 Fakat bölgede gittikçe büyük bir güç kazanan, uranyumun zenginleştirilmesi yönünde araştırmalarını daha da yoğunlaştıran, Orta Doğu’da ortaya çıkan problemler nedeniyle son dönemde sık sık adından söz ettiren ve küresel güçlere meydan okuyan devletlerden biri olarak İran’la iyi ilişkiler içerisinde olmasına rağmen Ermenistan bu nedenlerden dolayı İran’ın ABD’nin muhtemel saldırısına uğradığı takdirde ekonomisinin büyük darbeler alacağının da farkındadır.

İran etrafında oluşan uluslararası baskılar ve İran-Batı ilişkilerinde yaşanan gerginlikler Ermenistan’ın geleceğini çıkmaza sürüklemektedir.

Bu durum Azerbaycan’ın çıkarları çerçevesindedir. Sıkışmış durumda olan Ermenistan, Azerbaycan ve Türkiye ile ilişkilerini gözden geçirmek zorundadır.

Ermenistan Azerbaycan’ın işgal altında tuttuğu topraklardan çekilmeli, toprak iddialarından vazgeçmelidir. Ancak bu şekilde ekonomik tenezzülden kurtulabilir ve hatta entegrasyon sürecinde ve enerji projelerinde yer alabilir. Aksi takdirde Ermenistan ekonomik olarak Azerbaycan’ın ve Türkiye’nin baskılarına dayanmak zorunda kalacaktır.

Bu durumu Ermenistan’ın bazı devlet adamları veya stratejistleri tespit etmiş fakat bu tespitlerinde ya geç kalmış ya da mevcut durumu lehlerine çevirecek gücü kendilerinde bulamamışlardır.

Örneğin, dönemin Ermenistan Cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrosyan “Savaş mı, yoksa barış mı? Karar verme zamanı” isimli makalesinde savaşın “galibiyet havası”na kapılan Ermenistan açısından yıkıcı sonuçlar doğuracağını belirterek, sorunun “çözümsüzlüğünün” Ermenistan’ı felakete sürükleyeceğini, uzlaşının şart oldu- ğunu ileri sürmüştür.

53 Fakat Ermenistan sorunun çözümünde hiçbir adım atmamakta, Rusya ve Batı’nın politik oyunları devam ettiği süre içerisinde “Büyük Ermenistan” ideolojisini gerçekleştirme düşüncesindedir.

Durum böyle devam ettiği sürece Ermenistan Türkiye ve Azerbaycan’ın baskılarına dayanmak zorunda kalacaktır. Bugün sorun Dağlık Karabağ olarak tanımlanmıştır.

Ancak sorunu sadece “Ermenistan-Azerbaycan çatışması” bağlamında değerlendirmek doğru değildir. Eğer bu çatışma gerçekten “Ermenistan-Azerbaycan çatışması” olsaydı, Azerbaycan tarafı bu sorunu barış veya savaş yolu ile bizzat kendisi çözebilirdi.

Bu değerlendirmelerden şöyle bir sonuca varılabilir: Sorunun çözümü gerçek anlamda Azerbaycan ve Ermenistan devletlerinin elinde değildir.

Azerbaycan sorunun barışçıl çözümüne taraf olmakla birlikte toprak bütünlüğü konusunda asla taviz vermeyeceğini ve son aşamada gerekirse askeri yola başvuracağını da belirtmiştir.

Dolayısıyla Ermenistan-Azerbaycan çatışmasının yakın geleceğinde “barış” seçeneğinin yeri bulunmamaktadır. Çatışmanın “uzun süreli ateşkes” senaryosuna uygun olarak devam edeceği öngörüsünde bulunmak mümkündür.



Bu yazı 1339 defa okunmuştur.

YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
Henüz anket oluşturulmamış.
YUKARI